Kategoriler

mısırlı mustafa hoca facebook
Bizi Faceboo'ta bizi ziyaret ediniz

Yaşanmış Hikayeler

BİLALİ HABEŞİ İLE HZ. EBU ZER GIFARI'NİN MUAZZAM ÖRNEK OLUŞU
 
Peygamber efendimiz,  kişiliklerinden, ırk ve soylarından ötürü insanlar arasında ayrımcılık yapmaz ve kimseye de hor bakmazdı. Hatta Habeşli zenci bir hanımdan doğma BİLAL'I HABEŞİ hazretlerine bir gün sahabenin ileri gelenlerinden ve 4. islama giren sahabe unvanını alan EBU ZER GIFARI hazretleri; 'Kara kadının oğlu' diye hitap edince; Bilali Habeşi hazretleri çok üzülür mahcup olur ve hemen üzüntüsünü beyan etmek için Rasulüllah'a gelir ve Ebu Zer Gıfari Hz'nin kendisine 'kara kadının oğlu dediğini ve bu kelimenin zoruna gittiğini anlatır..
     Bu olay üzerine Rasulüllah Ebu Zer Gıfari Hazretlerine derki; ya Eba Zer; derhal git ve Bilalden özür dile ve onunla barış!
     ... bu söz üzerine Eba Zer derhal Bilali Habeşinin evinin önüne gelir Bilali Habeşiyi çağırır ve yere yatar yanağını yere koyar ve derki; ya Bilal! senin o siyah ayağın benim bu beyaz yüzüme basmadıkça buradan kalkmayacağım yüzüme bas ve bana hakkını helal et diye hitap eder!
Burda önemli olan Hz Bilalin o muhteşem sahabenin yüzüne basıp basmaması olayı değil, sahabenin gurur ve kibirini ayaklar altına alması ve Rasulüllah'a gösterdiği derin sadakat ve tevazu örneğidir.
 
İBRAHİM ETHEM HAZRETLERİNDEN İBRETLİ BİR RİYA
 
İbrahim Ethem Hazretleri bir gün sarayında otururken Yarabbi kalp gözümün açılması ve sevdiğin azizlerden olmak için senden yardım talep ediyorum diye niyazda bulunmuş. Birde ne görsün bir gece rüyasında sarayın damında (çatısında) gezen birilerini görmüş. Kim o çatıda gezenler? Ne arıyorsunuz orada? diye seslenince çatıdakiler; biz burada kayıbımızı arıyoruz. Yani kaybolan malımızı (deva-koyun) arıyoruz demişler. Bunun üzerine İbrahim Ethem hazretleri şaşkın bir eda ile kaybolan deve-koyun sarayın çatısındamı aranır diye sormuş. Bunun üzerine çatıdakiler seslenmiş; Ey! İbarahim Ethem Hazretleri, siz bu kadar mal varlığının mücevheratın ve saltanatın içinde yüzerken bu bolluk içerisinde Allah'ı arıyor ondan birşeyler niyazda bulunuyorsun bu garib olmuyorda bizim gibi garibanların sarayın çatısında kayıbını aramasımı garib oluyor deyince İbrahim Ethem Hazretleri uyunır uyanmaz saltanatı ve sarayı terk edip dervişliğe başlar ve ermiş evliyaların pîrlerinden olur. 
 
Bir gün İbrahim ethem Hazretleri Belh şehrinde kendi yaptırmış olduğu camide yatsı namazını kılar ve dışarısı çok soğuk olduğundan sabaha kadar caminin bir köşesinde kalıp sabah namazını kıldıktan sonra gerisin geri memleketine dönmeye karar verir. Tam uykuya daldığı sırada caminin bekçisi gelir ve burası otel değil İbrahim bin Ethem Hazretleri bu camiyi senin gibi çulsuzların gelip yatması için yaptırmadı der ve onu ayağından tuttuğu gibi merdivenlerden sürükleye sürükleye götürüp dışarı atar. İbrahim Ethem Hazretleri ise riya olmaması açısından bu camiyi ben yaptırdım ben İbrahim Ethemim diyemez. Çevrede gezer dolaşır ve gidecek açık bir yer bulamaz sadece bir fırın görür ve fırında işçi ekmek yapıyor. İçeri girer ve kendisinin sabaha kadar orda kalması için müsade ister. Fırıncı da geç şöyle otur der ve işine devam eder. Ne zamanki sabah ezanı okunur, fırıncı İbrahim Ethem'e hoş geldiniz, nerden geliyorsunuz kimsiniz diye sorar. Bu soru üzerine İbrahi ethem kaç saattir burda oturuyorum beni hoşlamak ve kim olduğumu sormak yenimi aklınıza geldi deyince, fırıncı cevaben; ben burada sadece bir işçiyim ve burda kazandığım para ile iki çocuğumu ve iki tanede yetimi geçindiriyorum. Ben onlara bu güne kadar haram lokma yedirmedim. Mesayi saatinide bu sebepten size ayıramadım. Şimdi ezan okundu ve benim çalışma mesayi bitti der. Bunun üzerine İbrahim Ethem hayretle sorar; bu güne kadar Allah'a dua ettiğinizde kabul olmadığı oldumu? Dualarım hep kabul oldu fakat bir duam henüz kabul olmadı; Allah'tan beni İbrahim Hakkı Hazretleri ile tanıştırmasını istedim bu güne kadar tanışamadım deyince İbrahim Ethem sen Allah'ın öyle sevgili bir kulusun ki; Allah ibrahim Ethemi kollarından ve bacaklarından tutturup sürüklete sürüklete sana getirdi der.
 
RABİA'TÜL ADAVİYYEYİ BEKLEYEN MELEK
 
Bir gece Rabiatül adeviyye namaz kılmaktan yorgun düşünce namaz kıldığı hasırın üzerinde uyuya kaldı. Tam derin uykudaydı ki; o sırada eve bir hırsız girdi. Evi aradı, taradı işine yarayacak bir şey bulamadı. Tam çıkıp gideceği sırada Rabia hatunun dışarı çıkarken üzerine aldığı örtüsünü gördü. Boş gitmeyim diyerek o örtüyü çaldı. Fakat tam çıkıp gidecek bir türlü evin çıkış kapısını bulamıyor. Yakalanmayım diye örtüyü geri bıraktı ve kapıyı buldu. Fakat kapıyı bulmasına rağmen yine gitmedi ve geri dönüp tekrar örtüyü aldı. Yine kapıyı bulamadı bu şekilde altı defa geri dönüp örtüyü alıp bırakmıştı ki; yedincisinde geri döndüğünde gaipten şöyle bir ses işitti. ''Ey hırsız o hanenin sahibi kendisini ve hanesini bize emanet etti. şeytanın ona yaklaşma gücü yokken sen onun örtüsüne nasıl yaklaşıpta çalacaksın. O uyuyorsa biz onun dostu olarak uyumuyoruz. Onu koruyup kolluyoruz.'' Koruyuce melekler vardır (Rad suresi 13/11)
 
HZ. MEVLANA KURT POSTU GİYER
 
Hz. Mevlana bir gün evine geldiğinde oğlu ağlamaktadır. Babası oğluna neden ağlıyorsun seni üzen nedir diye sorar? Oğlu hiç... der Mevlana'ya. Bunun üzerine Mevlana dışarı çıkar ve dışarıda duran bir kurt postunu giyer ve ulumaya başlar. Oğlu şaşkınlık içerisinde güler. Babası hemen cevap verir. Oğlum bak işte dünya dertleri hep böyledir. Kurt aslında korkutucu bir hayvandır. Sen korkman gerekirken postun içerisinde baban olduğunu bildiğin için korkmadın ve tam tersi güldün. İşte bütün dert ve tasaların arkasında Allah vardır. Ona güven, ağlamayı bırak ve hep rahat ol der.
 

HIZIR (A.S) İLE İHTİYAR ADAM

Bir gün Hızır (a.s.) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşmış. İhtiyar kendi kendine yıkanmaktaymış. Hızır demiş ki:

- Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederlerdi.

İhtiyar adam şöyle cevap vermiş:

- Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş. Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etmiş:

- Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamış­sın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hay­rı neden görmeyeceksin ki? İhtiyar adam şöyle demiş:

Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a kese­letir miydi?

Hızır (a.s.) duydukları karşısında çok şaşırmış. Allah’ım de­miş, bana verdiğin seni sevenlerin listesinde bu ihtiyarın adı yok, bu nasıl olur?

Yüce Allah şöyle demiş:

“Ey Hızır! Biz, bizi sevenlerin listesini sana verdik ancak bi­zim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır.” !!

 

Bu kategoride henüz ürün Yok.

Banka Hesap Numaralarımız:

MustafaYigit Konto Nr: 0192 169 607 Blz: 440 501 99 Sparkasse Dortmund / Deutschland

 

-----------------------------------

Mustafa Yigit IBAN : DE88 4405 0199 0192 1696 07 SWIFT-BIC: DORTDE33XXX     (Germany)

------------------------------------------------

Türkiye'den HESAP NO için bizimle irtibata geçiniz

 

--------------------------------------------------

Yazışma Adresimiz:

M.Yigit Pf: 10 43 14, 44043-Dortmund

----------------------------------------------------

Büro adresimiz:

Robertstr 20, 44145 Dortmund Almanya / Deutschland

 

Vergi Numaramız: 103/291/52281

 

E-Mail: infohoca@googlemail.com

Mısırlı mustafa hoca kimdir?   Çalışmalarımız  I  Büyü çözmek  I  Cinli hastalar  I  Kuran ile tedavi  I Önemli dualar  I  Ziyaretçi defteri   Havas muska kitapları satışı  Vefk hazırlama  I  Zeka ve başarı için  I  Nazardan korunma  I  Eserlerimiz  

MISIRLI MUSTAFA HOCA © 2018 Powered By OpenCart-TR